Mide Kanseri

Mide kanseri, kanser ölümlerinde erkeklerde akciğer kanserinden sonra 2. sırada, kadınlarda meme ve akciğer kanserinden sonra 3. sıradadır. İnsan vücudu mikroskopla görülebilen hücre dediğimiz parçalardan oluşmuştur. Hücreler vücudumuzu oluşturan en küçük yapıtaşlarıdır. Tüm organlar hücrelerden oluşur. Kas ve sinir hücreleri dışında vücudumuzdaki tüm hücrelerin bölünebilme yeteneği vardır. Yaraların iyileşmesi, vücudun büyümesi ve çeşitli sebeplerle ölen hücrelerin yenilenmesi hep hücre bölünmesi ile olur. Ama hiçbir normal hücre sonsuz bölünmez. Sağlıklı bir hücrenin bölünmesi ancak vücudun ihtiyacı kadardır. Kanser tek bir hücreden başlar. Kanser hücresi kontrolsüz ve hızlı şekilde bölünmeye başlamış anormal hücredir. Normal bir hücrenin tümör hücresine dönüşmesinde birçok ara basamak ve etken vardır. Bu değişim, kişinin genetik faktörleri ile dış etmenlerin (radyasyon, kansorojen maddeler, bazı enfeksiyonlar vb.) etkileşmesinin sonucudur. Böylece kontrolsüz ve hızlı bölünen hücreler ortaya çıkar ki bu aşırı bölünme ile sayıları artan anormal hücreler (kanser) birikerek tümör dediğimiz kitleleri oluştururlar. Bu kontrolsüz bölünen hücreler etraf dokulara ve organlara yayılabilir, onları sıkıştırabilir hatta görevlerini yapamaz hale getirebilirler. Kanserli hücrelerin başka doku ve organa sıçradığı bu olaya metastaz denir. Metastaz kanser ölümlerindeki ana sebeptir. Kanserli hücreler kan dolaşımına ya da lenf dolaşımına girerlerse vücudun içersinde seyahat edebilirler ve bu dolaşım yardımıyla vücutta kanser ile temas etmemiş herhangi bir yerde ortaya çıkabilir. Bu olaya ise uzak metastaz denir. Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılır ve adlandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.

Example pic

Gemicilerin kolaylıkla alıştığı tütün, 16. Yüzyılın başlarında Avrupa’ya götürülerek orada ekilmeye başlandı. Kısa sürede tütün kullanma alışkanlığı Avrupa’ya yayıldı. Amerika yerlilerinin bu ‘’ büyük ‘’ keşfinin uygar dünyayı tutsak etmesi böyle başlamıştır.

Kanser & Sigara İlişkisi

Sigara – kanser ilişkisini gösteren ilk çalışmalar 1950 ‘de yayımlandı. Daha sonraki birçok araştırma , ilk bulguları doğruladı. Kesin bir yargıya varabilmek için , geniş ve uzun süreli çalışmalar gerekiyordu. Bu amaçla başlatılan , yeterli kişiyi kapsayan ve uzun yıllar sürdürülen kohort araştırmaları , sigaranın çeşitli kanserlerle ilişkisini ve ilişki derecesini ortaya koydu. Bu araştırmaların özellikle sekizi , izlenen kişi sayısı ve izleme süresi yönünden önemlidir; bu sekiz kohort araştırmasının özellikleri , Tablo 3 ‘de görülmektedir. Bugünkü verilere göre hastalık ve ölümlerin en önemli önlenebilir nedeni olarak tanımlanan sigara alışkanlığı , kanser ölümlerinin en büyük tek nedenidir. Sigaranın , tüm kanserlerin % 30’uyla ilişkili olduğu belirtilmektedir. Dünyada hızla artan akciğer kanserinin % 80-90 ‘ ından sigara sorumludur. Sigaranın değişik kanserlerle ilişki derecesi şöyle özetlenebilir:
Başlıca neden olduğu kanserler: Akciğer ,ağız ,larinks, farinks, özofagus.
Katkıda bulunduğu kanserler : Mesane , böbrek, pankreas.
İlişkili olduğu kanserler : Mide, serviks.
Gelişmiş ülke erkeklerinde görülen kanser ölümlerinin % 40-45’i sigaraya bağlıdır. Bu oran ,kadınlarda daha düşük olup, %10’un altındadır; ancak hızla yükselmektedir. Örneğin ABD’ de , 1986 yılında kadınlardaki akciğer kanseri hızı , meme kanseri hızına yetişerek eşitlenmiştir. Artık bu ülkede akciğer kanseri , kadınlarda da birinci kanser ölümü nedenidir.